Tarih, Canan Karatay’ı Haklı Çıkarabilir

Yıllar önce rahmetli Türkan Saylan, kurulan tuzaklar konusunda bizi herkesten önce uyarmıştı. Canan Karatay da bugün bizi özellikle gebelikte yapılan şeker yüklemesi konusunda uyarıyor. Çocukların şeker hastalığına yakalanma oranındaki dramatik artış iddiasını kuvvetlendiriyor.

Şeker teşhisi konmuş çocukların annelerinin, hamilelikte şeker yüklemesi yaptırıp yaptırmadığını istatiksel olarak incelemek bu kadar mı zor? Neden Canan Karatay’ı sadece hukuksal olarak susturmaya çalışıyorlar. Neden iddialarını bilimsel olarak çürütmüyorlar? Altı üstü şeker yüklemesi yaptırmış kadınların çocuklarının şeker hastalığına yakalanma oranıyla, yaptırmamış olanların oranlarını karşılaştıracaklar.

İkinci hamileliğimde doktorumun yönlendirmesi ile hem amniyo sentez yaptırdım hem şeker yüklemesi. Şeker yüklemesi yaptırdıktan sonra hemşireler neyse ki beni uyarmayı unutmuşlar. Aslında hareket etmemek gerekiyormuş ama ben o sırada bir saat boyunca yavaş tempoda yürüdüm. Şu an kızım çok şeker tüketmeyen bir çocuk olmasına rağmen şeker hastalığına yatkınlığı var. Yakın arkadaşlarından biri diyabet hastası. Bizim zamanımızda şeker hastası olan bir tek çocuk bile hatırlamıyorum.

Ülkemizde maalesef hamileler sezaryene yönlendiriliyorlar. Oysa normal doğumda bebek, doğum kanalından geçerken annenin bakterilerini alarak aşılanmış oluyor. Geleneksel doğum yöntemlerinden uzaklaştıkça hem annenin hem bebeğin yaşadığı komplikasyonların arttığı görüşündeyim.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2012’de yüzde 49.6 olan sezaryen oranı 2016’da yüzde 54.2’ye çıktı. Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerde sezaryen oranı yüzde 38.2 olurken, üniversite hastanelerinde bu oran yüzde 69.1, özel hastanelerde yüzde 70.5. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre bu oranın yüzde 15 olması gerekiyor. Fransa’da bu oran yüzde 20, Hollanda’da yüzde 15.

Her annenin sütü, bebeğine özeldir. Anne sütünün içeriği, bebeğin ihtiyacına göre her gün değişir.

Sezaryenda annenin hormonları devre dışı kaldığı için anne sütünün gelmesi gecikebiliyor ve anne zaten bir de karın ameliyatı geçirdiği için çok zorlanıyor. Yapılan bir araştırmaya göre, bu annelerin %40’ı, doğumun ilk günü bebeklerine mama vermek zorunda kalıyor.

Üstelik doğum kanalından geçmeyen, yeterli anne sütü alamayan bebeklerin bağışıklık sisteminin yeterince güçlü olmadığı söyleniyor. Bunun sonucunda da çocuklar daha fazla hastalanıyor, antibiyotik ve diğer ilaçlarla karaciğerleri, böbrekleri yıpranıyor.

Hamilelere ve hamile kalmayı planlayanlara verilen folik asit gibi desteklerin faydalarının yanında zararları olabileceği şüphesini taşıyorum. Folik asit ve analitik zeka ilişkisi üzerine kapsamlı bir araştırma yapılmasını çok isterim. Yazdıklarım sadece kendi gözlemlerim, tıp fakültesinde okumadım ama gidişat pek hayra alamet değil. Doktorlarımızın, kendi laboratuvarlarımızda yeterince araştırma yapılmadan, sırf gelişmiş olduğu düşünülen bazı ülkeler öneriyor diye, bizlere kendi üretmediğimiz takviyeler, ilaçlar vermelerini doğru bulmuyorum.

Tanıdığım, son iki ay içinde doğum yapmış iki kadın da ciddi sağlık problemleriyle boğuşuyor. Küçük çocuklar antibiyotik almaktan ve alerjik reaksiyonlardan ötürü perişan oldular. Bu işte bir terslik var. Sağlık Bakanlığı bu duruma artık el koymalı. Tepeden tırnağa tüm sistemin başta özel hastaneler olmak üzere mercek altına alınması gerektiğine tüm kalbimle inanıyorum.

http://woto.com/gebelikte-seker-yuklemesi

Beğenerek ve paylaşarak daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: